|
Yazar Ali Karapur
|
|
Cumartesi, 20 Mart 2010 11:02 |
Vergide barış ama nasıl? Zarar eden de vergi ödüyor Yıllarca aylık yüzde 2.5 olan birkaç ay önce 1.95'e düşürülen enflasyonun kat kat üzerinde yıllık yüzde 23'lerde seyreden gecikme faizleri ile vergi ve sigorta alacakları dağ gibi büyüdü ve yüz milyar doları aştığı söyleniyor. Piyasalar açısından bakınca da henüz bir canlılık oluşmadığı bankacılık ve bazı hizmet sektörleri dışında beklenen karların elde edilmediği söyleniyor, buna karşılık firmalar KDV, ÖTV, STOPAJ ile SSK primlerini zarar etseler bile her ay ödemek zorundalar ödeyemeyince de aylık 1.95, yıllık yüzde 23 gecikme faizi işlemeye başlıyor. Bununla da kalmıyor. Bankada işçiye ödenecek ücret ya da malzeme alacak üç beş kuruş varsa Maliye e-hacizle otomatik el koyabiliyor. Ayrıca şirket ortaklarının evi, arabası neyi varsa haciz ediliyor. Yurt dışı çıkış yasağı da arkasından geliyor. Kurumlar Vergisi'nin birkaç yıl önce yüzde 20'ye indirilmesi olumlu bir adımdı ancak cirolar üzerinden otomatik alınan KDV ve ÖTV'ler ile ücret, kira, gibi ödemeleri nedeniyle alınan SSK primleri stopajlar ve damga vergileri yüzde 50'yi aştığından firmalara önemli mali yük getiriyor. Hal böyle olunca bir tarafta alacağını tahsil edemeyen maliye öbür tarafta borcunu ödeyemeyen mükellefler arasında bir kilitlenme oluşuyor. Faiz ve cezalar silinmeli MALİYE yetkilileri ve Bakan Mehmet Şimşek de durumun farkındalar ki geçtiğimiz günlerde sayın bakan şirketlerin vergi borçlarının yeniden yapılandırabileceğini açıkladı. Oysa şu anda hem Maliye hem de mükellefler açısından yapılacak şey çok açık. Öncelikle 100 milyarı aştığı söylenen birikmiş vergi ve sigorta borçlarının faizleri tamamen silinmeli anaparaları mümkünse 60 ay sıfır faizle taksitlendirilmeli. İnceleme ve yargıdaki itilaflı dosyalar için de itilaf konusu verginin yüzde 20-30'u gibi bir rakamı gönüllü olarak ödeyenlerle el sıkışıp itilaf ortadan kaldırılmalı. Henüz itilaflı hale gelmemiş geçmiş 5 yıla ilişkin de yüzde 30'luk gönüllü bir matrah artırımını yapanlara incelenmeme garantisi verilmeli. Ve nihayet bundan sonrası için başta ücretlerdeki vergi ve sigorta yükü olmak üzere gelir vergisi KDV ve ÖTV'de bir miktar indirim ile yıllık yüzde 5-6 gibi enflasyona paralel hakkaniyetli bir gecikme faizi belirlenmeli. Böyle radikal bir uygulama; sadece işin detayının farkında olmayan bazı köşe yazarları ile durumdan hiç etkilenmeyen teorisyenlerden; 'Vergisini zamanında ödeyenlerin suçu ne?' şeklinde eleştiri alabilir. Ancak ayakta kalma mücadelesi veren milyonlarca esnaf sanatkar ile asgari ücretliler sevinir ve dua eder, Maliye de telafuz edilen 50 milyar civarındaki bütçe açığını çok rahat kapatır. Böyle bir uygulamayı cesaretle yapan siyasi heyet de ilk seçimlerde seçmenden olumlu karşılık görür. ARİF ŞİMŞEK
Bu e-posta adresini spambotlara karşı korumak için JavaScript desteğini açmalısınız
/ Tercuman | | |
|